KARDEŞLİK TÜRKÜLERLE DEĞİL, İCRAATLA OLUR!

KARDEŞLİK TÜRKÜLERLE DEĞİL, İCRAATLA OLUR!

İlham Aliyev’i eleştirenler her şeyden önce dönüp tarihe, sonra kendi vicdanlarına baksınlar!

Bir tarafta Azerbaycan bayrağıyla fotoğraf çektirip sahte yapmacık kardeşlik türküleri çığırıp diğer tarafta da Azerbaycan kökenli insanlara kapıları kapatan bir anlayış sergileyenler varsa, bunun adı kardeşlik değildir asla da kardeşlik olamaz.

Unutmayın ki;

KARDEŞLİK; birbirinin insanına sahip çıkmak, liyakatli insanlarına fırsat tanımak, siyasi farklılıklara saygı göstermek ve karşılıklı onuru korumaktır!

Son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in açıklamaları üzerinden yürütülen tartışmaları komedi izler gibi gülerek dikkatlice izliyorum.

Özellikle belirtmek isterim ki Türkiye’de bazı çevrelerin hadleri olmadığı halde Azerbaycan’ı sorgulama ve İlham Aliyev’i suçlama yarışına girmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişkiyi ortaya koyuyor.

Her fırsatta kardeşlikten bahsediyor.

Her fırsatta “İki devlet, bir millet” deniliyor. 

Peki, Türkiye'de son yıllarda bu kardeşliğin gereği ne kadar yerine getiriliyor?

Kardeşlik sizler için yalnızca Azerbaycan’dan sadakat beklemek midir? 

Yoksa Azerbaycan Türklerine Türkiye’de de hak ettikleri değeri vermek midir?

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Azerbaycan kökenli Samet Bey Ağaoğlu, Başbakan yardımcılığı ve çeşitli Bakanlık görevlerinde bulundu. Babası Ahmet Ağaoğlu, Cumhuriyet’in düşünce hayatına önemli katkılar sundu. Süreyya Ağaoğlu, Türkiye’nin ilk kadın avukatı olarak hukuk tarihine geçti.

Peki bugün bu köklü mirasın devamı nerede?

??Türkiye’de yaşayan Azerbaycan kökenli insanların siyasette, bürokraside, diplomaside ve karar alma mekanizmalarında temsili ne düzeydedir? ??

Bu soruları sormak, kimseyi suçlamak değil, kardeşlik söyleminin samimiyetini sorgulamaktır!

Bir başka tarihi gerçeği de unutan o çevreler için tekrar  hatırlatmak tam da yerine düşer!

"1945 yılında yaşanan Boraltan faciası!" ne çabuk unutuldu?

Unutanlar için hatırlatmak isterim ki Türkiye’ye sığınan Azerbaycan Türkleri kendi kardeşleri tarafından Sovyetler Birliği’ne iade edildi. Bu hadise, kardeşlik söylemi ile devletlerin siyasi kararları arasındaki acı çelişkilerin tarihimizdeki en çarpıcı örneklerinden biridir.

O uzak tarihtir yakın tarihden örnek isteyenlere ise: 

Birinci Karabağ Savaşı sırasında yaşananları hatırlatmak isterim!

Dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in, sivillerin tahliyesi için Türkiye’den istenen iki helikopterin dahi gönderilmediğini söylediği, yıllar sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden anlatıldı.

Bugün Karabağ zaferi üzerinden Azerbaycan’a sürekli patronluk taslayarak “bizim sayemizde oldu” diyerek hesap soranların, o günlerin imkansızlıklarını ve Azerbaycan halkının yaşadığı çaresizliği de hatırlaması gerekir.

Elbette Türkiye’nin özellikle son yıllarda Azerbaycan’a verdiği askeri, siyasi ve diplomatik desteği kimse inkar edemez. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Karabağ meselesindeki kararlı duruşu da tarihi öneme sahiptir.

Amma Ancak ve lakin burada İlham Aliyev’i ve ya Erdoğan’ı hedef almak yerine, kardeşlik söylemini kendi çıkarlarına göre kullanan, alt kademelerde ve çeşitli çevrelerde bu anlayışın gereğini yerine getirmeyen zihniyetleri de sorgulamak gerekiyor.

Bir tarafta Azerbaycan bayrağıyla fotoğraf çektirip diğer tarafta Azerbaycan kökenli insanlara sözde kardeşlik türküleri çığırıp sonrasında kardeşlik masalları anlatıp arka planda kapıları yüzlerine kapatan bir anlayış varsa, bunun adı asla kardeşlik olamaz!

ASLA UNUTMAYIN Kİ!

İlham Aliyev bağımsız bir devlet olan Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanıdır. Ülkesinin iç işlerine müdahale edilmesini istememesi, kendi kaynaklarıyla güçlenen Azerbaycan’ın egemenliğini savunması birilerinde neden bu kadar çok rahatsızlık oluşturdu?

Türkiye kendi milli çıkarları doğrultusunda kararlar aldığında bu egemenlik hakkı nasıl kabul ediliyorsa, Azerbaycan için de aynı ilke geçerli olmalıdır!

Üstelik İlham Aliyev’in son açıklamalarını doğrudan Türkiye’ye yönelik düşmanca bir çıkış gibi sunmak, hem ihanet hem de iki ülkenin stratejik ilişkilerini görmezden gelmektir!

Azerbaycan yönetiminin Türkiye’nin her kararını desteklemek zorunda olmadığı gibi Türkiye’deki herkesin de Azerbaycan’ın her kararına katılması gibi bir zorunluluğu yoktur!

UNUTMAYIN ki eleştiri başka, fırsatçılık yaparak bir millete yönelik düşmanlığı körüklemek başkadır!

Bir an önce Azerbaycan Türkiye arasında düşmanlık tohumu ekmek isteyenler hakkında gerekli işlemler başlatılmalıdır!

Azerbaycan’ı eleştirmek herkesin hakkıdır. Fakat Azerbaycan karşıtlığını düşmanlığını kardeşlik söyleminin arkasına gizlemek adla kabul edilemez!

Burada asıl mesele şudur: Biz gerçekten kardeş miyiz, yoksa kardeşliği yalnızca ihtiyaç duyduğumuz zaman mı hatırlıyoruz?

Kardeşlik, yalnızca belirli önemli günlerde tebrik mesajı yayımlamak değildir.

Kardeşlik; barış zamanında da birbirinin insanına sahip çıkmak, "??liyakatli insanlarına fırsat tanımak??", siyasi farklılıklara saygı göstermek ve karşılıklı onuru korumaktır.

İnanıyorum ki Erdoğan ile Aliyev arasındaki güçlü siyasi ilişki ve iki devletin ortak stratejik çıkarları, bu tartışmaların Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine kalıcı zarar vermesini önleyecektir.

Ancak bunun için sadece liderlerin değil, her iki ülkenin siyaset, bürokrasi ve medya çevrelerinin de taşıdığı  sorumlulukları derk edip anlaması gerekiyor.

Son olarak özellikle o çevrelere belirtmek isterim ki;

İlham Aliyev’i eleştirmeden önce dönüp tarihe bakın. Azerbaycan’dan kardeşlik beklemeden önce kendi kardeşlik anlayışınızı sorgulayın!

??Çünkü kardeşlik tek taraflı fedakarlık, sürekli minnet beklentisi veya karşılıklı hesap tutmak değildir.??

Kardeşlik türkü çığırıp masallar anlatıp belli günlerde gelişi güzel resimli mesajlar yayımlamak ile olmuyor baylar ve bayanlar, kardeşlik o türkünün hakkını vermekle oluyor!

Samir İsgenderoğlu

12.10.2026

Üste Çık