“Sevgi Yasak, Şiddet Serbest: Bu Nasıl Ahlak?”
Bir sokakta genç bir adam, sevdiği kadına sarılıyor. Belki aylarca beklediği an bu… Belki o gün, gözlerinin içine bakarak “Seni seviyorum” demeyi göze aldığı ilk gün. Onlar birbirine dokunuyor, kalpler birbirine değiyor. Ama etraftan bakışlar fırlıyor, dudaklar bükülüyor, insanlar mırıldanıyor:
— Ayıptır!
— Bu ne edepsizlik!
— Yazıklar olsun!
— Ahlak bitmiş!
Oysa aynı sokakta birkaç gün sonra başka bir şey oluyor. Bir erkek, bir kadına bağırıyor, ardından vuruyor. Kadın yere düşüyor. Kimse ses etmiyor. Kimse “Yazıklar olsun!” demiyor. Birkaç kişi olan biteni sadece izliyor. Birkaçı cebinden telefon çıkarıyor. Belki sosyal medyada paylaşır, birkaç “üzücü” yorum alır, sonra hayatına devam eder.
İşte biz böyle bir ülke olduk. Sevgiye değil, şiddete alıştık. Dokunmaya değil, yaralamaya alıştık. Aşkı gizlemeye çalıştık, öfkeyi sergilemekten utanmadık.
Ne oldu bize?
Bir kadına sokakta sarılmak, elini tutmak, bir öpücük kondurmak ayıp sayıldı. Sevgi, utanılması gereken bir şeymiş gibi gösterildi. Ama bir kadına hakaret etmek, yumruk atmak, hatta onu öldürmek… sıradanlaştı. Adeta normalleşti.
Çünkü cehalet, en çok sevgiden korkar.
Çünkü sevgi, insanı değiştirir. Geliştirir.
Ama cehalet, sevgiyi tehdit olarak görür.
Sevgi varsa, tahakküm olmaz.
Sevgi varsa, şiddet kaybeder.
Bugün geldiğimiz noktada insanlar bir öpücüğe, bir sarılmaya daha çok tepki veriyor. Çünkü kendi içinde sevgiye yer açmamış olanlar, başkasının sevgisini görmeye tahammül edemiyor. Kalbi kararmış olanlar, başkasının aydınlığından rahatsız oluyor.
Birbirine sevgiyle bakan gözlerden utanıyoruz ama yumruk atan ellerden utanmıyoruz.
Öpüşen dudakları saklamak istiyoruz ama bağıran ağızları görmezden geliyoruz.
Sevgiye duvar örüyoruz ama şiddete yol veriyoruz.
Toplumun en büyük trajedisi de bu zaten. Ahlak adı altında sevgiyi bastırmak ama cehaleti büyütmek. Kimi zaman dini, kimi zaman geleneği bahane ederek sevgiyi suçlarken, şiddeti meşrulaştırıyoruz. Aşkı ayıplıyoruz, nefrete sessiz kalıyoruz.
Oysa sokaklar, daha çok aşk görseydi…
Birbirine değer veren insanlar daha çok görünseydi…
Sevgi, gözyaşından güçlü olsaydı…
Kimse kimseyi dövmezdi. Kimse susmazdı...
Bugün bir kadını sokakta öpmek cesaret isterken, onu dövmek sadece bir anlık öfkeye bakıyor. Ne tuhaf değil mi? Oysa olması gereken tam tersi.
Sevgi sokakta yaşasın. Aşk görünür olsun. El ele tutuşanlar yadırganmasın, alkışlansın. Çünkü sevgi yayılırsa, şiddet kendine yer bulamaz.
Ve unutmayın:
Bir ülkenin gerçek yüzü, sokakta öpüşenlere verdiği tepkide değil, sokakta dövülenlere karşı takındığı sessizlikte saklıdır...
SaMir İSGENDEROĞLU
06.08.2025
