Samet Ağaoğlu

Samet Ağaoğlu

Samet Ağaoğlu (Abdulsamet Ağaoğlu).

Ahmet Bey Ağaoğlu’ndan sonra babası gibi Yazar ve Fikir adamı olan oğlu Samet Ağaoğlu Cumhuriyet'in en zor ve çalkantılı yıllarında Atatürk’ün yakın arkadaşlarından olan babası Ahmet Ağaoğlu gibi o da yine Cumhuriyet'in en zor ve çalkantılı yıllarında büyük hizmetler etmiştir.  Dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in vazgeçilmez yakın çalışma arkadaşı olarak yanında yer alarak Başbakan yardımcısı ve Demokrat Parti Döneminin Çalışma, Sanayi ve Devlet Bakanı olarak ülkesine aşkla hizmet etmiştir. Aynı zamanda DP – nin esas ideologlarından birisi olmuştur.

Ağaoğlu ailesinden Tezer Ağaoğlu’ndan sonra yeniden değişimin eşiğinde olduğu zaman önemli hizmetleri olan Ahmet Bey Ağaoğlu gibi Yazar ve Fikir adamı olan Abdülsamet Ağaoğlu’dur (Samet Ağaoğlu). Samet Ağaoğlu 1931 yılında Ankara Hukuk Mektebi'ni bitirdi. Sonra Strazburg'a giderek üniversitenin "yüksek etütler" bölümünde 16 ay okumuş, ancak doktorasını tamamlayamamış, babasının işlerinin bozulması üzerine yurda dönmek zorunda kalmıştır. Yurda döndükten sonra ekonomi ve ticaret bakanlıklarında bazı üst düzey görevlerde bulunmuş, 1946 yılında devlet hizmetinden ayrılmıştır. Samet Ağaoğlu Avukatlık yapmaya başladığı sırada Demokrat Parti saflarında politikaya atılmıştır. Samet Ağaoğlu siyasete girme amacını şöyle açıklar: “Tahsilimi bitirdiğim gün kafamda ve vicdanımda Türk cemiyetinin sosyal hastalıkları, yaraları hakkında edindiğim inançlar vardı. Bunların nasıl giderilip iyileştirileceği üzerinde de bir takım sanılara varmıştım. Yaraların teşhisi ve bu sanıların kafamda ve vicdanımda doğarak bir daha değişmeyecek sağlamlıkla yerleşmesinde babamın etkisi en kuvvetli rehberim olmuştu. Öyle ki, Serbest Cumhuriyet Fırkası macerasından sonra profesörlüğü ve gazeteciliği de elinden alınarak, artık hatıralarıyla baş başa bırakılmış babamın yerine mücadele meydanına atılmaya kendimi hazır hissediyor, yarışa girecek atın sabırsızlığı içinde çırpınıyordum.

DP’nin kurulmasından bir yıl sonra yapılacak 1947 Genel Kongresinde partinin üst organı olan genel yönetim kuruluna seçilir. Bu görevini 27 Mayıs darbesine kadar 13 yıl boyunca sürdürecektir. Ağaoğlu, bu kongreden çıkan ve demokratik düzen için anayasal bazı değişiklikler talep eden “Hürriyet Misakı” metninin hazırlayıcılarından biri olur. 1946-1947 arasında DP’yi savunan siyasi yazıları Başkent, Kuvvet ve Kudret gazetelerinde çıkar. Böylece partisinin fikri öncülerinden ve ideologlarından biri olur. DP’nin 14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidara gelmesinden sonra bu ve sonraki -1954 ve 1957’deki- seçimlerde Manisa’dan milletvekili seçilen Samet Ağaoğlu, ülkeyi idare eden Adnan Menderes’in hemen her kabinesinde görev alır 1950, 1954 ve 1957 seçimleri ile 9, 10., 11. Dönem Manisa Milletvekilliği yapmıştır. Menderes’in ilk hükümetinde önce 5 Haziran 1950 - 10 Kasım 1952 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı (Devlet Bakanı), 11 Kasım 1952 - 8 Nisan 1953 yılları arasında Türkiye Çalışma Bakanı, 6 Aralık 1954 - 8 Şubat 1958 arasında Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanı görevlerinde de bulunmuştur. Daha sonra, bir yıldan az sürecek olan Devlet Bakanlığı (3 Şubat 1958- 5 Kasım 1958) görevi ile hükümet üyeliğine nokta koyar. DP’nin 10 yıllık iktidarında beş defa hükümet kuran Başbakan Menderes’in tercihlerinde ilk günden itibaren Samet Ağaoğlu vazgeçilmez isimlerden biri olmuştur. Çeşitli bakanlıkların Ağaoğlu’na verilmesinin yanı sıra 1950-1954 asasında o, “Başbakan Yardımcısı” unvanıyla da Menderes’in yakın çalışma arkadaşı olduğunu gösterir. 27 Mayıs 1960 hükümet darbesi sonrası kapatılan DP’nin mensubu olarak darbeciler tarafından bir siyasi suçlu muamelesi gören Samet Ağaoğlu, darbe günü önce Ankara Harp Okuluna, üç hafta sonra da 18 Haziran gecesi Yassıada’ya gönderilir. Yassıada’da kurulan darbe mahkemesinde Demokrat Parti üst yöneticilerine yöneltilen ithamlar, Samet Ağaoğlu için de geçerli olmuştur:

Darbe mahkemesinin Ağaoğlu için 15 Eylül 1961’de açıkladığı karar, müebbet hapis cezası olur. Ağaoğlu, bir hafta geçirdiği İmralı Cezaevinden sonra iki yıl kalacağı Kayseri Cezaevine nakledilir. 1964 Mart’ında artan rahatsızlıkları dolayısıyla ailesinin ikamet ettiği İstanbul’daki Toptaş’ı Cezaevine geçirilir. Nihayet 1964’ün Eylül’ünde “sürekli” hastalıkları sebebi ile aldığı tıbbi raporlarla Cumhurbaşkanlığı özel affını talep eder. Cumhurbaşkanlığı da bu isteğe dayanarak onu 1964 Ekim’inde cezaevinden çıkartır. 1964 sonrası af ile kamu haklarından men edilmek üzere özgürlüğüne kavuşan Samet Ağaoğlu, onun için siyasi yasağın kalktığı 1973’teki genel seçimlerde Süleyman Demirel’in lideri olduğu Adalet Partisi’nden aday olmak isteği dışında aktif politikanın içinde yer almaz. Bundan sonra siyasetle dolaylı olarak ilgilenir. İkinci Dünya Savaşının bitmesinden bir yıl öncesi 1944’te çıkarttığı “Kuvayı Milliye Ruhu” kitabı bir inceleme eseri olarak dikkat çeker ve sonraları en çok basılan eseri olur.

Samet Ağaoğlu’nun ölümünden iki yıl önce bir gazeteye 10 Kasım için kaleme aldığı yazı, onun son anlara kadar yazı işinden kopmadığını gösterir. Ağaoğlu bu yazısında, 12 yaşındayken Sakarya Savaşı sonrası Ankara’da gerçekleşen Atatürk’le karşılaşmasından söz eder. Babası Ağaoğlu Ahmet Beyin, Malta’daki sürgün hayatı sonrası ailesiyle birlikte Ankara’ya geçtiği günlerde Taş Han’ın önünde babası ile birlikte geçerlerken iki üç kişilik grubun arasında beliren Mustafa Kemal Paşa ile yüz yüze geldiklerinde Paşa, Ağaoğlu Ahmet’e “Merhaba Ahmet Bey, bu çocuk oğlun mu” diye sorar. Ağaoğlu Ahmet de oğlu Samet’e dönerek “İşte Mustafa Kemal Paşa budur, elini öp” der. Bu hatırayı bir gazete yazısında anlatan Samet Ağaoğlu şöyle devam eder: “Bütün dünyanın kendisin­den bahsettiği adam demek buy­du. O günden sonra da gözlerini hayata kapayıncaya kadar geçecek yılların hemen hepsinde ondan kalan hatıralar yer almaktadır.” Yıllar sonra Temmuz 1951’de DP’nin iktidar döneminde Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun Meclis’te görüşülürken bakan mevkiinde olan Samet Ağaoğlu kimi zayıf itirazlara karşı bu kanunu savunurken Atatürk’ten “Milletin sembolü”, “Milli Mücadele sembolü” ve “Bizim yaşadığımız yüzyılın hayat arkadaşı (mahalle, mektep, inkılap, askerlik arkadaşı)” olarak anar. Atatürk’ün ölümü sonrası, o sırada gözden düşmüş olan babası Ağaoğlu Ahmet’in derin üzüntü ile “hudutsuz bir boşluk içinde” olmasından söz eder. Nitekim Samet Ağaoğlu Atatürk’ün ölümünden hemen sonra dünyaya gelen ikinci çocuğuna bir vefanın karşılığı olarak “Mustafa Kemal” ismini koyar. Samet Ağaoğlu’nun özellikle bu 3 eserini okumanızı tavsiye ederim.

  • 1940 Babamdan Hatıralar
  • 1958 Babamın Arkadaşları
  • 1967 Arkadaşım Menderes

 

 

SaMir İSGENDEROĞLU

01.11.2023

01:51

Üste Çık