Dünyamızda neler oluyor?

Dünyamızda neler oluyor?

Bu sıkıcı karantina günlerinde neredeyse toplumun büyük bir kısmı korku ve çaresizlik içinde bir bekleyiş içindedir. En kötüsü ise odur ki toplumun kendisi bile tam olarak neyi beklediğini bilmiyor. Kimisi hastalığın bu denli sızla yayılmasında yaşlıları suçlarken, kimisi ise biyolojik silah diye düşünerek Çin ve Amerika’yı sürekli suçluyor. Çinlilere saldıranları söylemiyorum daha. Niye kimse çıkıp demiyor ki, ya kardeşim bu Çinliler yarasa, kedi, köpek dahil bulduğu her şeyi yeni yemeye başlamadı ki? Uzun yılardır ki adamların çok özel ‘’zengin’’ mutfağı o canlılardır. Adamların sayıları fazla olduğundan normal olarak ne bulsalar yemek kültürüne de kolaylıkla alışmışlar. Her kesin Çin dedikte çok güçlü bolluk içinde olan Çin devletini düşünüyor. Oysa zannedilenin aksine güçlü Çin devletinin arka tarafında bir de açlık ve sefaletle boğuşan bir Çin halkı var. İşte bu açlık ve sefalet içinde boğuşan Çin halkı yıllardır ne bulduysa yiyerek hayatta kalmayı başarmıştır. Nasıl oluyor da yıllardır olmayan bu virüs bir anda ortaya çıkarak bu kadar hızla yayılmayı başardı?

İşin daha da garip tarafı bu virüs salgınından tedavi olarak kurtulmuş insanların bedenlerinde bu virüs ölmüyor ve yeniden zaman içinde canlana biliyor. Yani kısacası bu virüs bedenlerimizi ele geçirerek bir virüs üretme fabrikasına çevirmeyi başarıyor. Ayrıca ileride yeniden hastalana da biliyorsunuz. İşte bunu nasıl başara bildiği sorusunun cevabı çok önemlidir.

Tüm bunlarla birlikte bir de modern günümüzün teknolojisi olarak adlandırılan 5 G – sistemini suçlayan kesim de var ki, onlar da tüm suçu sadece 5 G teknolojisine atmaktalar. Çin, ABD, Avrupa dahil birçok ülkeler aslında resmen açıklamasalar da 2-3 sene olur neredeyse bu 5 G teknolojisini kullanıyorlardı. Hepimiz muhakkak telekomünikasyon reklamlarında 5 G alt yapılı diye bahsedilmesine rastlamışızdır. Her ne kadar tepkilerden korkarak 4.5 G olarak değiştirmeye çalışsalar da artık çok geç kalınmıştır. Evet haklı olarak bazı kesimler bu kadar yaygın kullanılmıyordu da diye bilir. O konuda ben değil mutlaka uzmanlar kanıtlarla kendi görüşlerini bildirmelidir. Böylelikle buradan çıkan sonuç şu an itibarı ile 5 G teknolojisini de suçlamanın doğru olmadığıdır.

Bizleri düşündürmesi gereken diğer bir konu da bazı uzmanlar bu virüs havadan bulaşmıyor diye konuşmaya başlamasıdır. Bu durumda da şu soru insanın kafasını kurcalamaya başlıyor:

Bu hastalık havadan bulaşmıyorsa o zaman nasıl bu kadar hızla bulaşarak yayılıyor?

Bu durumda geriye sadece bir soru kalıyor o da bu hastalık aslında laboratuvar ortamında yaratılmış biyolojik bir silah mı?

Eğer ki bu biyolojik bir silahsa nasıl bedenimize sokularak her kes nasıl bu kadar kolaylıkla bulaştırıldı?

Yani bu bulaştırılma hangi yollarla oldu?.

Yediğimiz gıdalarla mı ya içtiğimiz sularla mı?  

Biyolojik silah olması ihtimalini ise birçok bilim insanlarının yıllardır dünyada insanların sayısı bir virüsle düşürülecektir sözleri hızla güçlendiriyor.

Bu ‘’Virüsün’’ esas hedef kitlesinin uzmanlar tarafından daha çok yaşlılar ve kronik hastalıkları olan insanların olduğu söyleniliyor. Bu durumda bu biyolojik bir silah ise bu silah aracılığı ile hedeflenen şeyler nelerdir?

Ben kendi gördüklerimi sıralayayım sizler bir düşünün:

  1. Dünya genelinde var olan ekonomik krizin nasıl atlatılması konusunda yapılan çalışmalara zaman kazanmak!
  2. Hızla yaşlanmakta olan ve hastalıklarla boğuşan dünyayı gençleştirerek hasta insanların sayısını azaltmak!
  3. Yok olmakta olan eski sistemlerin yerine yeni sistem olan Yeni DİJİTAL Dünya sistemini kurmak!
  4. Son dönemlerde fazla dillendirilen 5 G Teknolojisinin daha hızlı kurulumunu çok kolay şekilde daha gizli yapmak!
  5. Dünya İnsanlığından saklanan büyük bir felaketin olma ihtimalinin yüksek olması nedeni ile insanları evlerine hapsetmek!

Önümüzdeki aylarda her şey bizler için açıkça bilinecektir.

Yaşayarak hep birlikte gerçekte neyin ne olduğunu göreceğiz!

Samir İsgenderoğlu

Üste Çık