Ahmet Bey Ağaoğlu

Ahmet Bey Ağaoğlu

Ahmet Bey Ağaoğlu

Azerbaycan’dan gelmiş ve adeta Türkiye Cumhuriyeti tarihine büyük izler bırakmış öyle bir aile ve öyle bir isim var ki adeta Cumhuriyetin temel taşlarından birisi olmakla birlikte ailecek büyük değişimler ve yeniliklere önderlik etmişler. Bu isim ise çoğu kimseler tarafında daha önceleri de duyulmuş AĞAOĞLU ailesidir yani Ahmet Bey Ağaoğlu’dur.

Ahmet Bey Ağaoğlu Aralık 1869, Azerbaycan’ın Şuşa şehrinde doğdu. Azerbaycan asıllı Türk siyasetçiHukukçuYazar ve GazeteciLiberal Kemalizmin kurucusu, Türk Yurdu ve Türk Ocağı cemiyetlerinin kurucularından, Türkçülük Harekatının en önemli ideologlarından birisi, 1914 yılında Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Afyon milletvekili, Kafkas İslam Ordusunun kumandanı Nuru paşanın siyasi danışmanı daha sonra ise 28 Haziran 1923 tarihinde yapılan ilk genel seçimlerde TBMM’de II. ve III. dönem milletvekili, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sırasında devletin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşanın devrimler konusunda danışmanı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakın dostlarından biri ve Anadolu Ajansının ilk yönetim kurulu başkanı olmuştur. 19 Mayıs 1939 senesinde İstanbul’da vefat etmiştir. Fransızca, Rusça, Farsça, Azerbaycan ve Anadolu Türkçesi ile yüzlerce makalesi yayınlanmıştır.  Türkiye Cumhuriyetinin gelişmesinde kendisinden sonra ilkleri gerçekleştirerek çocukları Süreyya AğaoğluSamet AğaoğluTezer Taşkıran da çok önemli hizmetleri ile büyük katkıları olmuştur.

1897'de Azerbaycan’ın varlıklı iş adamı, hayırsever Hacı Zeynalabdin Tağıyev'in daveti üzerine başkent Bakü'ye gelir. Neşr-i Maarif adında bir cemiyet kurar. Ahmet Bey Ağayev, 20. yüzyılın başlarında bağımsız Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin kurulması için mücadele eden öncü Azerbaycan aydınlarından biri haline gelmiştir. 1905 yılından itibaren, patlak veren Türk – Ermeni çatışması üzerine Ermeni çeteleri Azerbaycan Türklerini öldürmeye başlamıştır. Ağaoğlu, yaşanan bu gelişmeler üzerine Ermenilere karşı silahlı mücadele etmek için “Difai” (Türkçe “Fedai”) ya da “Cemiyet-i İttihadiyye-i İslamiyye” adı verilen gizli bir örgüt kurmuştur. Ermenilere ve bazı Rus memurlara karşı silahlı gruplar da kurdu. Ağaoğlu’nun Gence şehrinde kurduğu bu cemiyet, Azerbaycan Türkleri arasındaki dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiği gibi onların millet olma yolundaki faaliyetlerinin gelişmesine de katkı sağlamıştır. (Daha sonralar Ahmet Bey Ağaoğlu tarafından kurulmuş bu ‘’Fedai’ler’’ Enver Paşa tarafından kurulmuş olan Teşkilat-ı Mahsusa'nın da içerisinde yer alarak gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Teşkilat-ı Mahsusa 1914 yılında savaş için oluşturulan bütçeden büyük bir pay almıştır. Bunun dışında Teşkilat-ı Mahsusa örtülü ödenekten önemli miktarda para almıştır. Böylece Teşkilat-ı Mahsusa imkanlar dahilinde iyi bir bütçeye sahip olmuştur. Ancak kaynakları yine de İngiliz, Fransız ve Rus istihbaratına kıyasla sınırlı kalmıştır. Bir çok önemli faaliyetleri yönetmek üzere önemli bildiği bölgelere Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Bey gönderilmiştir. Savaşın sonuna doğru Enver Paşa, kardeşi Nuri Bey’i Kafkasya’ya gönderilecek ordunun başına geçmesi için yeniden geri çağırmıştır.)

Birkaç kere Petersburg’a giderek Rus İmparatoru ve bakanlarla görüştü. Üzerindeki baskılar yoğunlaşınca, 1909'da ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. Kendisi anılarında 1908 yılında Türkiye’de inkılap olmuştu. İş başına tanıdığım bazı zevat gelmişti. Aynı zamanda Kafkasya genel valisi tayin olunan Kont Varantsof-Taşkov mutlaka beni tutuklatmaya ve sürmeye karar vermiş görünüyordu. Bunu öğrenir öğrenmez derhal ben de kaçmaya karar verdim ve 1908 yılının sonlarına doğru İstanbul’a kaçtım” diyerek söz etmektedir. Türkiye’ye geldikten sonra memlekette kullandığı "Ağayev" soyadı yerine "Ağaoğlu" adını kullanmaya başladı ve bu isimle tanındı. İttihat ve Terakki Partisine katılarak aynı partinin “Merkez Komitesi” azalığına seçilmiştir. Süleymaniye İttihat ve Terakki Kulübü’nün başkanı oldu 1912'de Türk Yurdu ve Türk Ocağı cemiyetlerinin kurucuları sırasında yer aldı. Türk Medeniyet Tarihi kürsüsü başkanı oldu. 1914 yılında Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Afyon milletvekili seçildi ve gerçekleştirmek istediği faaliyetlerine burada devam etmiştir. 1915’te İttihat ve Terakki’nin genel merkez üyesi oldu. 1917 Ekim Sovyet Devrimi’nden sonra Kafkas orduları siyasi müşaviri olarak Rusya’ya gitti. 31 Mart 1918’de Ermenilerin Bakü’de katliam yapması üzerine Azerbaycan’ı kurtarmak için girişilen askeri harekat sırasında Ağaoğlu Ahmet Bey, Afyon mebusluğu görevi üzerinde kalmak üzere Kafkas İslam Ordusu’nun siyasi danışmanı olarak görevlendirildi. Görevi, kurtarılmış Azerbaycan’daki ilk Türk hükümetini kurmaktı. Yeni kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti parlamentosuna üye seçilerek iki farklı Türk devletinin parlamentosunda görevli tek kişi olur. 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanması üzerine Kafkasya’dan çekilen Osmanlı ordusu ile birlikte İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. İstanbul’u işgal etmiş olan İngilizler tarafından Kasım 1918’de tutuklandı, 21 Mayıs 1919’da Limni Adası’na , 21 Eylül 1919’da Malta’ya sürüldü. 1921’de Malta esirlerinin, Türk millî kuvvetlerinin tutukladığı İngiliz subaylar ile değiş tokuş edildiği bir anlaşma çerçevesinde Ankara hükümeti tarafından kurtarıldı. 21 Mayıs 1921’de İstanbul’a gelen Ağaoğlu Ahmet, oradan hemen Ankara’ya geçti ve millî mücadele hareketine katıldı. Millî Mücadele döneminde TBMM onu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinin irşad heyetinde görevlendirir. Hâkimiyet-i Milliye’de Başyazarlık, Matbuat Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı’nın da ilk yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır. 29 Ekim 1921’de halen Kars’ta iken Ankara hükümeti tarafından Matbuat Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Ankara’da Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin başyazarlığını da üstlendi. Ahmet Bey Ağaoğlu 28 Haziran 1923 tarihinde 2. dönem milletvekillerini belirlemek için yapılan Türkiye ilk genel seçimlerinde Kars milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. Aynı yıl Matbuat Umum Müdürlüğü’nden ayrılarak ve bir şirket halinde yeniden kurulan Anadolu Ajansı’nın İdare Meclisi Reisi olan Ağaoğlu, bir yandan yazarlığa devam etti diğer yandan Ankara Hukuk Mektebi’nin kuruluşunda görev aldı ve bu kurumda anayasa dersleri verdi.  1924 Anayasası’nın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Mustafa Kemal’e devrimler konusunda danışmanlık yaptı ve özellikle laikliğe dair devrimlerin meşrulaştırılması çalışmasında katkıda bulundu. 1927 yılında Türkiye üçüncü dönem genel seçimleri Büyük Millet Meclisi için ilk aşamalı seçim sistemi ile yapılan seçim zamanı Ahmet Bey Ağaoğlu yeniden III. Dönemde de Kars milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. Liberal Kemalizm, Türkiye'de cumhuriyetin henüz ilk dönemlerinde, Kemalist düşünceyi liberal bir açıdan Ahmet Ağaoğlu tarafından bu dönemde yorumlanması sonucu ortaya çıkmıştır. Ağaoğlu kendisini bir yandan "İnkılapçı ve Kemalist" olarak tanımlarken, diğer yandan bir "Liberal Kemalizm" düşüncesi geliştirmeye çalıştı. 1930’daki Türkiye’deki çok partili hayata geçiş denemesinde Gazi Mustafa Kemal’in isteği üzerine Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşuna katıldı. Parti programı ve tüzüğünün oluşmasına katkıda bulundu, partinin ideoloğu olarak tanımlandı. Fırkanın teşkilat yapısını ve siyasi faaliyetlerinin esasını belirleyen fırka tüzüğünü hazırladı. Partinin 17 Kasım 1930’da kendisini feshetmesinden sonra tekrar eski partisi CHP’ye dönmedi ve liberal görüşlerini yazılarıyla savunmaya devam etti. 1931 yılına kadar bu görevlerini sürdüren Ağaoğlu, yine aynı yıl, Fethi Okyar ile birlikte “Serbest Cumhuriyet Halk Fırka’sının’’ kurulması için mücadele etmiştir. Serbest Fırka’nın kısa sürede ülke çapında değer görmesi ve yapılan ilk belediye seçimlerinde çok ciddi oy alması Ağaoğlu ile İsmet İnönü’nün arasının açılmasına neden olmuştur. Yaşanan bu olumsuz durum neticesinde tekrar milletvekili olarak seçilemeyen Ağaoğlu, İstanbul’a geri dönerek yeniden İstanbul Üniversitesi’nde hukuk dersleri vermeye başlamıştır. 1932’den sonra her Pazartesi evinde devrin tanınmış düşünürlerinin katıldığı büyük toplantılar düzenledi. Nâzım Hikmet’ten Peyami Sefa’ya kadar pek çok tanınmış kişinin katıldığı bu toplantıları ölümüne kadar sürdürdü. 1933'te hükümete karşı muhalefeti ile tanınan “Akın ” gazetesini çıkarmaya başladı. Gazete, hükümetin devletçilik ve ekonomi politikasını eleştiriyordu. Akın, 119 sayı yayınlandıktan sonra kapatıldı. Ağaoğlu, gazetenin kapatılmasından kısa süre sonra gerçekleşen üniversite reformu sırasında İstanbul Üniversitesi'ndeki görevinden emekliye sevk edildi. 19 Mayıs 1939’da İstanbul’da hayatını kaybetti.

Ahmet Ağaoğlu, Türkçülük mücadelesine ömrünü vermiş aydınlardandır. Birçok Türkçü gibi önce İslâm’ın özüne döndürülmesi sorunu üzerinde durmuştur. Amacı, Türk ulusunun uyanması ve İslamiyet’in içerisine giren hurafelerin temizlenmesi idi. Ahmet Ağaoğlu: Hayatı, Eserleri ve Din Eğitim-Öğretimi Görüşleri peygamberimizin dönemindeki gibi tekrar Müslümanların duygu ve düşüncelerine hitap edip onlara yön vermesi gerektiği konusunda uğraşan din alimlerine ihtiyaç duyulduğunu söylemekteydi. Ağaoğlu, bu bağlamda, zahiren dindar görünen ancak mana ve ruh olarak bununla hiç alakası olmayan bir Müslüman modeline karşı çıkmıştır.

Ahmet Bey Ağaoğlu’ndan sonra kızı Türk Felsefesinin Öncülerinden Tezer Taşkıran (Tezer Ağaoğlu Taşkıran) da büyük izler bırakmıştır. Cumhuriyet'in en zor ve çalkantılı yıllarında Atatürk’ün yakın arkadaşlarından olan babası Ahmet Ağaoğlu gibi kızı Tezer Ağaoğlu Taşkıran’ın Türkiye'nin ilk kadın avukatı olan ablası Süreyya Ağaoğlu ve Demokrat Parti Döneminin Çalışma, Sanayi ve Devlet Bakanı olan kardeşi Samet Ağaoğlu gibi o da ülkesine aşkla hizmet etmişler.

SaMir İSGENDEROĞLU

29.10.2023

Üste Çık